September 7, 2009
Note for the future...
(From Daniel...)
August 28, 2009
Ice acilan bir pencere
Ic dunyama bir pencere acmam gerek.
Yazmak bana yardim edecek.
Sonradan okudugumda tasdik edecegim seyleri yazmak kaygisi gutmeden,
Pozitif olma cabasina girmeden,
Ben simdi su saatte,
Yattigim yerde, iste tamda burda kendime ses olmak istiyorum.
Yalnizligima ses vermek istiyorum.
Hayati beklemenin, bekletilmenin hincini, simdi su anda kalemimle almak istiyorum.
Benim hayatim bekleme odalarinda gecti. Sehirden sehire ailemle gocerken sigindigim ic dunyamda, yeni okul bahcesinde utangac utangac oturdugum banklarda, yurt odasinin ranzasinda, bekarlik evimin dort duvarinda, arkadas evlerinde ilistigim koltukta, evlenip sehir degistirmeler nedeniyle yeniden yeniden insaa etmek zorunda kaldigim titizlikle korumaya cabaladigim duzende, kenara koseye yazilmis kucuk notlarda izlerini bulabilirim sabrini beklemenin. Ruhumda izi vardir.
Yalnizlik kendi mamulun gibi gorunsede, aslinda bir diger egonun kendisi icin yarattigi kosullardan senin payina dusen curuk elmadir. Birinin (kocanin, cocugunun, babanin, annenin, amirinin vs) konforu, rahati, sagligi, yoklugu, kariyeri uzerinedir bir digerinin yalnizligi ve sabri. Senin zamanin gelene dek beklersin, sabir tasinin uzerinde pinekleyerek.
Sevgi, ask, ozlem, para, kin, ofke paylasilir. O tasin uzerindeki yalnizlik paylasilmaz. Gorunmez, saydam bir duvardir sanki. Halbuki orda oylece heybetlice durur. Sadece yuregi ve merhameti olanlar gorur. Onlara sarilirsin, kucaklarsin. Onlara verilen selam gercek selamdir.
Goremeyenlerde gelir gecer omrunde, yaninda yanibasinda nefeslerini hissedecek kadar yakininda olsalar bile.
May 20, 2009
Aha! Ani
Bosuna degil bu yazidan once buraya karaladiklarim...
Populeritesi umrumda olmadi belki bu yuzden blogumun. Gundelik telaslarim, seyhatlarim, renkler, evler, yuzler degildi buraya yazmak istedigim...Halbuki kalabalik bir evin hayat dolu odalarinda buyumus, hayaller kurmus, sehirler gezmis, yuksek lisanslar yapmis, yalniz kalmis, sevgiyi hissetmis bu insanin hayata dair anlatacaklari daha coktu...Yazamadim cunku icimdeki o ses hepsinden daha buyuktu.
Bir sey yapmali ve yaptigin o seyden mutlu olmalisin sen...
Ben ellerimle bir seyler yapmayi kucuklukten beri cok severim. Dikis, orgu, resim, yemek...Ama bu ciddiye alinacak bir sey degildi benim gozumde. Saatlerimi harcayip ustalasmadim. Meslek sahibi olmak baska bir seydi. Iyi okullarda okumak, muhendis olmak gibi mesela. Okudum. Oldum.
Yazmakla aram kendimi tanimamla orantili olarak gelisti ama bu sadece deneyimdi benim icin, ugrasi degil. Hala bilmiyorum yazarak nasil para kazanilir? Akademik makale disinda. Uzerinde ismimin yazili oldugu sey sadece master tezlerim oldu.
Sozler ya basit, sade, masum halleri icten anlatmali yada guclu uyaricilar olmaliydi insanlarla dialoglarimda. Alip duvara carpan cinsinden...Bire-bir dialoglarla karsimdaki insanin hayatina kocluk ederken buldum hep kendimi. Bunun tek tarafli olmasini ben istedim.
Kirik, yuksunmus, uzgun, vazgecmislerin karsisinda onlari ozel, anlamli, harika hissetmeleri icin icimde birseyler hep onlari motive etmem gerektigini soyledi, suskun kalamadim. Cunku benim icin basari asil dusenlerin kalkmasini saglamakti. Bu yardimi profesyonelce veren insanlarla hic tanismadim, onlari rol modeli olarak gozlemleyemedim malesef. Bunu sistematik olarak yapmanin yollari olmaliydi.
Bu hayatta bir seyler insaa etmenin ne kadar zor oldugunu gordum. Yikmanin kolayligini...Insaa etmek, niyet ile baslayan bir isti ama hayat sana uymayan yollardan illaki seni geri dondurmek zorundadir. Her iyi niyetli tesebbusun neticiesinin herzaman iyi sonuclanmadigi gibi. Sokratesin kendini tani lafini bosuna kazimamislar.
Ne yaparsam mutlu olurum sorusu, sonsuza dek salinip duracak bir sarkac gibi kafamin icindeki diger butun seyleri hipnotize ediyor. Bu hipnoz seyansindan uyanip yola koyulmayi cok istiyorum artik...
February 8, 2009
RUMI
The breeze at dawn has secrets to tell you.Don't go back to sleep.You must ask for what you really want. Don't go back to sleep.
Be with those who help your being. Don't sit with indifferent people, whose breathcomes cold out of their mouths...
Inside this new love, die. Your way begins on the other side. Become the sky, Take an axe to the prison wall. Escape. Walk out like someone suddenly born into color. Do it now.
Wisdom is like the rain. Its source is limitless, but it comes down according to the season.
Let the beauty of what you love be what you do.
The intelligent want self-control; children want candy
Patience is the key to joy.
Rumi
Bunlari dusunuyorum...
Bazen yanlis gelenleri duzeltmek yerine dogru gelenleri kucaklamalisin...
Aklindaki hedefler sana uygun kilif mi? Kalbinle gorduklerini netlestirmelisin...
Kurek cektigin yeri kalbinle tastik etmelisin.
December 12, 2008
"An"
Hosuma gidecek seyleri ne kadar gec kesfediyorum. Insanin kendi begenilerini erkenden kesfetmesi ne kadar buyuk bir luks. Sen kendini bilmedikce, hayat sifresi kendiliginden cozulmuyor.
Hayati ve kendini daha cok sevebilmek, kucuk seyleri sevebilmek, seni mutlu etmelerine izin verebilmekten geciyor belkide. Sansliyiz ki bunlar sonradan ogrenilenilebilen seyler. Yani dogasinda bu sevme ve farkinda olma beceresi olmayanlar omur boyu "tatsiz hayat mahkumu" degiller illada.
Guzel bir his bir an, bir saniye...koptu dedigin filmi devam ettiriyor...Hayati hissetmek ve kendine daha cok "an" yaratabilmek arasindaki iliskiyi keske bir kelime ile anlatabilseydim. Hepimiz acemiyiz bu konuda. Illaki yaslanmayi beklemek gerekmiyor bunu adam gibi becerebilmek icin.
Anlari bizim icin hazirlayip onumuze koyan yok...Hergunu kendimiz yaratiyoruz. Yaratamadikca kusuyor icimiz kendimize. Bir gunu digerine ekleyip zincir yapip adina hayat diyoruz...Yalnizlik iste bu.
Bu gun bir sey begen, bir seye karsi iyi seyler hisset, bir an icindeki isik parildasin, izin ver...Iyi bir seyi digerine eklediginde o zaman gercek bir donusum olacak. Degistirmek daha kolay olacak imkansiz olanlari. Nelere kadir oldugumuzu hicbirimiz gercekten bilmiyoruz.
October 27, 2008
Bu aralar bir sey olsa...
Katlar gibi bir haliyi, durup katlasam hayati, balkondan asagi sarkitip basasagi etsem, pat pat vurup tozunu cikarsam, nefes aldirsam, ve yine sersem...
September 12, 2008
Kopruler
Bu yol nasil bir yol olsa mutlu olursun diye dusunmeye vakit harcasan biraz. Akintiya birakmis savrulur gidersin...
Diyorsunki beni gormuyorlar...Seni anlamiyorlarsa kendini anlatacagin insanlari bul, onlari yolculugun bir parcasi yap...Acimasiz hayatta kalma savasi verilen yerlerden kacman gerekiyorsa kac...O yerleri kopru yap baska topraklara acilan...Varicagin yeri dusun...Bu yolu mutlu bir yol yapmak gerek dost. Bu hayat cok kisa...Hayat hakki bir defaya mahsus verilmis...
July 30, 2008
Miknatis
O her yerde aradigim ve birturlu bulamadigim seyi cizmem gerek...Zihnimin icinde o resmi cizebilmem gerek...Beni hizla yol almaktan alikoyan o bariyelerin, negatif enerjiye donusmesinde kendi zihnimin payi oldugunu biliyorum. Kendi haline biraktim hayati, akip gitsin, yerine yenileri gelsin diye. Biliyorumki o akisa biraktigim anda, sayisiz yere sacilmis, hayat hazinesinin kapilarini acicak anahtalar gizlendikce gizleniyorlar....Zihin miknatisinin uzerindeki camuru temizlemeli, parlatmali ve kalpten gecenleri gerceklik boyutuna tasimasi icin islerligine bir an once kavusturmali...
July 7, 2008
Olmayani Oldurmak
Olmayani oldurmak... Bu kilidi acmak icin bir anahtar var mi acaba?
Kendin olmaktan vazgecmeden, ozune ters dusmeden, degisebilmek mi acaba? Illede sancili bir degisim olmamali...Daha basit hayatin icinde bir sey olmali...Ama ne?
Beni cikmaz sokaklara surukleyen hep ayni tipolojideki insanlar olmustur; toleranssiz, icten pazarlikli ve bencil. Bu insanlara karsi egilip bukulmeyi anlamsiz buldugum icin uzak kalmak hep en kolay ve dogru yol olmustur. Bu tur insanlarla bir alis-veris sorunu yasanir. Onlar alacaklarina daha cok kafa yorduklari icin, veremedikleri yuzunden negatiflestiklerini de bilememektediler. Halbuki karilisigini verememek ciddi bir rahatsizlik durumu yaratir: Agresif cehrenin kesif kokusu burdan geliyor bence.
Olmayani oldurmak icin ara sira karsiligini yeterince veremiyor muyuz bazi seylerin diye sormak lazim kendi kendimize. Belkide kilitleri acan yegane sey budur.
June 19, 2008
Her gunu yeniden yaratmak
Her gun uyandiginda "hep ayni gune" baslayan adamin hikayesini, Amerikan filmlerini yakindan takip edenler animsarlar sanirim. Adamin, gune yeniden yeniden baslayabilmesi, ruh halindeki umutsuzluk-depresyon-eglence-umut gecisleri beni cok etkilemisti. Monoton, basi sonu belli daracik hayatin icinde bile kendisi icin yarattigi bimbir cesit acilim (hayata baglanmak icin kendi kendine oynadigi oyunlarla), ayni baslayan gunu bambaska sonlarla bitirebilecegini ogretiyor ona. Bana kaderimizi belirlemekte kendi payimizi animsatiyor biraz da.
Adi bu, film iste. Yinede insan zihninden cikan bu urunun tasidigi mesaji onemsiyorum: Hayati hersabah yeniden yaratabilmeyi...
Pozitif ve umutlu olmak icin sebepler bir yerlerde gizlenmis bizim farkindaligimizi bekliyor. Hayati her sabah o hislerle yeniden yeniden sarj etmek zorundayiz, gecenin karanliginda uykuya dalarken yok olacaklarini bile bile...
Hayat ne kadar kisa...Saglikli olarak yasadigimiz gunler tarih olmadan, yarin uyanacak bir sabahimizin olmasi bile gunun ilk isiklari ile sarj olmaya yetebilse keske.
Ben hayata dort elle sarilmak ve bana verilen bu canin hakkini daha guzel vermek istiyorum.
June 1, 2008
Zamanin durdugu anlar
Insan karsilastigi zorluklardan kurtuldugunda, zaman sanki duruyor ve "ben simdi bunlari ne diye yasadim?" diye, uzayda asili kalmis gibi, yasadiklarini zihnin en bos oldugu anda, algi suzgecinden hizla gecirmek istiyor. "Hadi artik dusunme bunlari tamam bitti" diyenleri duymamazliga gelerek, "gercegi gormek" icin kisa bir geriye donus yolculuguna cikmak bana cok normal geliyor. Tabi gittigin yerden en kisa surede geri donmek sarti ile...
---
Kendi potansiyelini bilmek durumunda insan. Yani "yapabilirim" e inandiginda o seyi yapabilecegini bilmeli. Iste bu potansiyelin farkina vardiginda gercek donusum basliyor. O zaman istekler, yildiz kaydi dilek diledim kategorisinden cikip, tum evrene acikladigin cok ciddi beyanatlar oluyor. Ciddi diyorum, cunku diledigin ve istedigin seyleri sana veren bir mekanizma karsisinda ciddiye alinmaman soz konusu olamaz. Niyet, dilek, arzu, hirs, hayal ne ad koyarsam koyayim, bir amac ve hedef belirlendigi anda zihin enerjiyi o yone coktan yonlendirmis, evrene beyanatini coktan vermis oluyor. Zaman bir an duruyor ve gerceklik isteklerine gore kivriliyor...
May 21, 2008
Pozitif Dusunmeyi Dusunmek
Duydugumuz, okudugumuz seyleri bir anda hemen hayata gecirmek o kadar da kolay olabilen bir sey degil. Kavrama boyutundan eylemlere gecis asamasina kadar herkesin gecirdigi sure cok farkli. Ben de bu sure degisiyor. Kavradigimi sandigim bilgiyi bir kez uyguladiktan sonra unutma egiliminde oldugum icin, eger cabuk harekete gecmissem sonrasinda uzun sureli bir durma haline geciyorum. Su an deneyimledigim gibi.
Sanirim insan etrafinda pozitif dusunebilen kisileri daha cok gormek, onlarin yasantilarina bizzat sahit olmak istiyor: Onlarin soludugu havayi solumak, gozlemlemek ve onlari taklit ederek eyleme gecebilmek en kolay ve zahmetsiz yol. Bu yuzden cocuklar icin buyuklerin rol modeli olusunu artik daha cok onemsiyorum. Yetiskinler icin bu cogu zaman yalniz oynanilan bir oyun oluyor. Hep hayiflanmisimdir kisinin yetiskin yasta kendisine ornek alabilecegi ne kadar az sayida kisi var diye. Onlar da cogu zaman hayatinin icinde bile olmuyor.
Ornekler etrafimda olmadigi zaman, benim bazi seyleri kendime ogretebilmek icin yapmaya calistigim sey pozitif dusunmek icin metodlar dusunmek...Bu da dusunmeyi dusunmek iste... Olaylar karsisinda spontene pozitif dusunebilmek ve eylemlere bu davranis seklini yansitabilmek gercekten zaman ve gayret isteyen bir sey.
May 18, 2008
POZITIF Dusunmek Istiyorum
Kendini web dunyasinda samimi kilmak zor. Yani bir anda kendini, ya hic ait olmadigin buyulu bir dunyanin ucurum kiyisindan yada bir anda yazarak tasdikledigin uzuntu girdaplarina duserken bulmak hic de sasirtici degil.
Bana faydasi dokunsun istiyorum yazilanlarin. Bencilce degil...Hayir...Bana iyi gelen bir deneyimin icinden digerlerine de fayda saglayacak bir sey ciksin diye de...
Pozitif dusunce ogretilerini okuyup uygulamaya, evet ben de herkes gibi Secret kitabini okuyarak basladim. Yani denedim demek daha dogru. Bunun sayesinde istedigim bir seyi cagirabildim. Ancak o sey gerceklestikten sonra, karsi karsiya kaldigim negatiflikleri yenmekte ilk baslardaki kadar azimli davranmadim. Yani uygulamada tembellik ettim, sorunlarla bogustugum donemde.
"Enerjinin hayatimizdaki rolunu" okudukca, diger insanlarin deneyimlerini bizzat gozlerimle gordukce, kendime de uygulayabilecegimi dusundum.
Hayat zorluklari bazen tekrarlar seklinde karsima cikti. Bunlar yer, zaman, kisi bagimsiz yinelendi. Engellere karsi dusunce mekanizmam, pozitif dusunce ogretilerini okudukca ve degismem gerektigine bizzat BEN kendim karar verdigim zaman degismeye basladi. Acaba gereksiz ve anlamsiz bir olumluluk icinde miyim? Bu isin asli ne? sorulari da kafamin icinde es zamanli yankilanarak...
Bazen kisi kendinden bagimsiz, kendisinin neden olmadigi sorunlar yuzunden kendi ozunden uzaklasabiliyor. Simdi bu durumu soyle dusunmek istiyorum: Hayatta hersey normal giderken, zarlari sallayip, bir karar veriyorsun, bir iki adim ilerliyor sonra kaderin nereye surekleyecegini onceden bilmedigin bir etki-tepki reaktorune giriyorsun. Oraya nasil girdigini, ne zaman cikacagini bilmiyorsun. O andan itibaren dusundugun her negatif sey, reaktorde katlanip hizlanarak ve cogalarak sana geri geliyor ve bir degisime giriyorsun. Dogal bir durtu olarak, kosullari, ortami, kurallari anlama cabasindasin. Tek amacin ordan disari cikmak aslinda. Ama sikisip kaldigin icin sabirsizsin. Bu kontrolsuz harcadigin enerji amacini perdeliyor. Reaktor seni surekli degisime tabi tutuyor. Zihninin icini kontrol etmek istiyorsun ama daha onceki degisimlerden sonra yoksa kontrolunu mu kaybediyorsun? Korku ve suphe duydugun anda kendini sorgulamaya basliyorsun...Orda olmanin nedenini anlamak istiyorsun. Degisimin kacinilmazligini ve orda o durumda olmanin gercekligini kavrayarak, kendini iyi tutmanin yollarini bulmak istiyorsun.
Hayat bana sanki bu haraket ve bekleme odalari ile doluymus gibi geliyor. Kendimizi bu bekleme odalarina ceken nedenleri bizler yaratiyoruz. Kader aglarini belki boyle oruyor iste...
Peki beni tercihlerim nedeni ile bu odalara girmekten ali koyacak bir sey yoksa, bu hareket-durma eylemleri icerisinde dusunce gucumun rolu ne? Negatif dusundugum mudetce bana aynisini sunan bir mekanizma icinde, nasil ve ne sekilde dusunmeliyim ki bu mekanizma bir ceza aleti olmaktan ciksin, beni gelistirsin? Bunun cevabi insanin karsisina kolay cikmiyor. Kendini iyi hissettirecek seylere odaklanmak ilk adim olabilir. Sevdigin birisini dusunmek, gercek guzel bir hatirayi cagirmak, icinde olmak istedigin mekanlari zihninde yaratmak...Bulundugun kosullar yokmus ve hali hazirda cok mutlu bir ruh halindeymissin gibi sanmak...Kisa ve ara ara bunlar tekrarlanarak, negatiflikten uzaklasabildigini kisi kendisine ispat edebilir.
March 11, 2008
Daniel'in yazdigi fal
"This energy can really re-energize your personal relationships... But at it's core, it's designed to wake up the passions that have been "sleeping" in your life... It's there to remind you that you don't have to "settle" for less than what is right & what what you want for yourself. So this energy challenges you to put more of your creativity & creative talents to use... It should be obvious that this energy is awesome for anything dealing with your love & personal romances."
March 9, 2008
Xcountry
Bana, bundan daha fazla efor sarfettiren baska bir sey olamaz. Mis gibi dupduru kar havasindan cigerlerine cekerek durmadan ormanin icinde kosturmak icin deli olmak gerekmiyor. Gercekten kar yagiyor diye evlere tikilmaya hic gerek yok. Disarida bembeyaz karlarin icinde yapilabilecek daha iyi bir aktivite bilmiyorum.
Evimizin sicak ortamina girdigimde, yorulan bedenimin tatli sizlamasini ne cok ozledigimi hatirladim. Sicak bir cay ve bu yorgunluk...
Turkiye'de biraktigim o kayaklar, bu yaz annemleri ziyaret ettigimde mutlaka benimle birlikte Toronto'ya gelecekler...
February 2, 2008
Kocum be!
Bir insani anlamak bir meslek haline getirilebilecek bir is: kisinin karakteri, sonradan edindigi bir cok ozelligin nasil evrimlestigine bizzat kisa-orta-uzun vadede sahit olup, onu zaman zaman kendisinden kurtarip disardan bakmasini saglamak, ve tum bunlari karsindakinin psikolojik sorunlarina cozum bulmak amaci ile degilde aslinda "hayat koclugu" adina yapip, kendisine baska anlamda ayna tutmak gercekten bir is kolu olabilir. Bir insanin hayatina kesit kesit ortak olmak, o deneyimlerle insanin kendi bilinmeyenini kendine gostermek...Insanlari bir kaynak olarak gorup, kendi potansiyellerini anlamalarina yardimci olmak, uretkenligini yeryuzune cikarmak, yani cevherine inmek...
January 23, 2008
Firindan taze cikmis umutlar
Yinede, bu hayatin bizler icin ne suprizler getirecegi mechul. Dusunceden hislere tastamam geri donus ya mecburi olursa? Buna engel olmak icin, bir emniyet sistemi kurdum kendimce. "What you feel is what you think" lafina giderek daha cok hak vermeye basladim...Ve denedim. Deneyimleyip yasadigim bir sey oldugu icin de artik, bu lafi ve dogrulugunu unutma olasiligini ortadan kaldirdim. O nedenle his dunyasinin hakimiyeti dusuncelerimin elinde bir suredir.
Dik kafalilik ettigim bir donem. Yanlis olandan uzak kalmaliyim. Aksayan tek sey su: Icten ve yurekten isteyebilecegim bir seye niyet edemiyorum bir turlu. Ofkeliyim. Beni "ben ne istiyorum" sorusunun gercek cevabini vermekten alikoyan herseye ofkeliyim.
Firindan her gun cikan taze umutlari niyetlere donusturecek dusunceler, yakalayamadan ucup gidiyor. Yakalamanin bir yolu olsa gerek...Ama ne?
January 17, 2008
Filtreler
Yasamimi tekrar gozden gecirdigim, filtreledigim anlar pek coktur benim. Bu filitrelemeden suzulup akip giden, geride kalmis, artik arayip sormadigim arkadasliklar, is ortamlari, gorgusuzler, korkaklar, vicdansizlar, umarsizlar olmus. Onlar tokezledi mi hic bu vazgecislerimden dolayi bilmem, ama tum samimiyetsizliklere ragmen, yola devam etmek suresiz kontratimiz bu hayata karsi. Yuruyup gittigimiz hicbirsey gercek kayip degil.
Gonlumun derinleriklerinde, bu gunlerde surekli hatirlamak zorunda kaldigim gecmisin sayfalari var: yuruyup gittigim seylerden ogrenmemissen bir sey, hayat yeniden onune cikariyor. Yapana kadar ogretmen yeniden yeniden eve odev veriyor. Pes...Bu sefer odevimi, duygusal sebeplere takilmadan, zihnimin ve mantigimin isiginda tikir tikir yapiyorum. Karsiliginda, evrenin sahibine geregini yaptigimi gosterebilmissem eger, baska bir sey beklemiyorum. Geri kalaninda benim gorevim sabirla ve gayretle "integrity"i korumak.
Bu kadar hatirlama yeter...
Su andan itibaren, hayatima girmis butun iyi seyler icin sukur ediyorum. Gerisini dusunmuyorum. Dusunmek istemediklerimi davet etmemek icin.
Gercek "mental power" yada "the secret" bu iste. Ben iyi ve dogru olanin yanindayim.
January 12, 2008
Cumartesi aksami
Tipik bir cumartesi aksami, sinemada dogru duzgun bir sey yok, gidip film kiraladik. Su anda Super Bad'i seyrediyoruz. Ben de bir taraftan yaziyorum.
Hayatta bile isteye haksizlik yapmanin cezasi cok buyuk, bunu biliyor musun? Bu ceza, ama hemen ama gecikmeli olarak insani buluyor. Insan kendisini hakli bulsa ve yuzlerce sebep uretse bile kotuluk icin, bu evrenin bir calisma prensibi var; iyiler oyle yada boyle, kisa yada uzun vadede kazaniyor. Buna yurekten inaniyorum. Yapilan bilincli her turlu kotulugun cezasi, bir yerde, bir zaman diliminde baska sebepler bahane gosterilerek odetiliyor. En kotusu, sagligi aliyor elinden...
Yasadigim su donemde, insanlarin cogu aslinda yalnizligin uzerine yapismis kotu kokusundan biraz olsun kurtulamaya calisirken, kendilerini hic de hak etmedikleri sacmaliklarin icinde buluveriyorlar. Yalnizligin derin sularinda yanlisliklara bulaniyor insan. Bunlara hep teget gectim. Gordum, yalnizligi yasadim ama sacmaliklara teget gectim. Guzel ve iyi olan seyleri hep duslemeli ve kendisi ile ozdeslestirmeli insan. Yoksa hak etmedigi turlu deliliklerin sularina cekiliveriyor.
Gonlunu guzel , saglam ve dost dogru tut arkadas.