February 8, 2009

RUMI

The breeze at dawn has secrets to tell you.Don't go back to sleep.You must ask for what you really want. Don't go back to sleep.

Be with those who help your being. Don't sit with indifferent people, whose breathcomes cold out of their mouths...

Inside this new love, die. Your way begins on the other side. Become the sky, Take an axe to the prison wall. Escape. Walk out like someone suddenly born into color. Do it now.

Wisdom is like the rain. Its source is limitless, but it comes down according to the season.

Let the beauty of what you love be what you do.

The intelligent want self-control; children want candy

Patience is the key to joy.

Rumi

Bunlari dusunuyorum...

Yapmak istedigin seyleri iyi yapacak kadar vaktin var bu dunyada. Ne istedigini bilmek durumundasin...
Bazen yanlis gelenleri duzeltmek yerine dogru gelenleri kucaklamalisin...
Aklindaki hedefler sana uygun kilif mi? Kalbinle gorduklerini netlestirmelisin...
Kurek cektigin yeri kalbinle tastik etmelisin.

December 12, 2008

"An"

Gunler gunleri ne kadar hizli kovaliyor. Nefes aliyor musun? Derin derin...

Hosuma gidecek seyleri ne kadar gec kesfediyorum. Insanin kendi begenilerini erkenden kesfetmesi ne kadar buyuk bir luks. Sen kendini bilmedikce, hayat sifresi kendiliginden cozulmuyor.

Hayati ve kendini daha cok sevebilmek, kucuk seyleri sevebilmek, seni mutlu etmelerine izin verebilmekten geciyor belkide. Sansliyiz ki bunlar sonradan ogrenilenilebilen seyler. Yani dogasinda bu sevme ve farkinda olma beceresi olmayanlar omur boyu "tatsiz hayat mahkumu" degiller illada.


Guzel bir his bir an, bir saniye...koptu dedigin filmi devam ettiriyor...Hayati hissetmek ve kendine daha cok "an" yaratabilmek arasindaki iliskiyi keske bir kelime ile anlatabilseydim. Hepimiz acemiyiz bu konuda. Illaki yaslanmayi beklemek gerekmiyor bunu adam gibi becerebilmek icin.

Anlari bizim icin hazirlayip onumuze koyan yok...Hergunu kendimiz yaratiyoruz. Yaratamadikca kusuyor icimiz kendimize. Bir gunu digerine ekleyip zincir yapip adina hayat diyoruz...Yalnizlik iste bu.

Bu gun bir sey begen, bir seye karsi iyi seyler hisset, bir an icindeki isik parildasin, izin ver...Iyi bir seyi digerine eklediginde o zaman gercek bir donusum olacak. Degistirmek daha kolay olacak imkansiz olanlari. Nelere kadir oldugumuzu hicbirimiz gercekten bilmiyoruz
.

October 27, 2008

Bu aralar bir sey olsa...

Bu aralar bir sey olsa, mucize gibi, ve bir anda bambaska bir yerde bulsam kendimi, yeni insanlar olsa, hayatin her saniyesini tutup yakalamak istesem, cok ama cok sasirsam. Sasiracak seyler olsa hayatta, bir seyler ogreten...

Katlar gibi bir haliyi, durup katlasam hayati, balkondan asagi sarkitip basasagi etsem, pat pat vurup tozunu cikarsam, nefes aldirsam, ve yine sersem...

September 12, 2008

Kopruler

Yurumen gereken yollar varsa yurursun, gecmen gereken kopruler, asman gereken insanlar...Yururken dusersin, kaldirmazlarsa kendin kalkarsin...Gecmeye calistigin koprulerin iplerini arkadan kesmeye calisirlar, kosup bir cirpida gecmeyi denersin...Yada yuvarlanir dusersin. Olmedigin muddetce, gecilecek baska bir kopru bulursun elbet. Ne diye sizlanirsin her zorluga? Zorluklari yaptigin yanlis seylerin bir diyeti diye dusun. Biliyorum onlara takilma demek kolay, kalbin buz kesmediyse aci duymadigina sasarim.

Bu yol nasil bir yol olsa mutlu olursun diye dusunmeye vakit harcasan biraz. Akintiya birakmis savrulur gidersin...

Diyorsunki beni gormuyorlar...Seni anlamiyorlarsa kendini anlatacagin insanlari bul, onlari yolculugun bir parcasi yap...Acimasiz hayatta kalma savasi verilen yerlerden kacman gerekiyorsa kac...O yerleri kopru yap baska topraklara acilan...Varicagin yeri dusun...Bu yolu mutlu bir yol yapmak gerek dost. Bu hayat cok kisa...Hayat hakki bir defaya mahsus verilmis...

July 30, 2008

Miknatis

Bazen guzel bir seyler yapabilmek belkide onu kafanda resmedebilmekten ote birsey gerektirmiyor.

O her yerde aradigim ve birturlu bulamadigim seyi cizmem gerek...Zihnimin icinde o resmi cizebilmem gerek...Beni hizla yol almaktan alikoyan o bariyelerin, negatif enerjiye donusmesinde kendi zihnimin payi oldugunu biliyorum. Kendi haline biraktim hayati, akip gitsin, yerine yenileri gelsin diye. Biliyorumki o akisa biraktigim anda, sayisiz yere sacilmis, hayat hazinesinin kapilarini acicak anahtalar gizlendikce gizleniyorlar....Zihin miknatisinin uzerindeki camuru temizlemeli, parlatmali ve kalpten gecenleri gerceklik boyutuna tasimasi icin islerligine bir an once kavusturmali...

July 7, 2008

Olmayani Oldurmak

Bir kere olan sayisiz kereler yinelenebilir. Insan, o garip tumturakli, bela mi bu diye dusundugu seylerden cikis yollarini bulana dek...Olmayani oldurana dek. Dusuncenin tokezledigi yeri bir anda kavrayip, kilidi cozene dek...

Olmayani oldurmak... Bu kilidi acmak icin bir anahtar var mi acaba?

Kendin olmaktan vazgecmeden, ozune ters dusmeden, degisebilmek mi acaba? Illede sancili bir degisim olmamali...Daha basit hayatin icinde bir sey olmali...Ama ne?

Beni cikmaz sokaklara surukleyen hep ayni tipolojideki insanlar olmustur; toleranssiz, icten pazarlikli ve bencil. Bu insanlara karsi egilip bukulmeyi anlamsiz buldugum icin uzak kalmak hep en kolay ve dogru yol olmustur. Bu tur insanlarla bir alis-veris sorunu yasanir. Onlar alacaklarina daha cok kafa yorduklari icin, veremedikleri yuzunden negatiflestiklerini de bilememektediler. Halbuki karilisigini verememek ciddi bir rahatsizlik durumu yaratir: Agresif cehrenin kesif kokusu burdan geliyor bence.

Olmayani oldurmak icin ara sira karsiligini yeterince veremiyor muyuz bazi seylerin diye sormak lazim kendi kendimize. Belkide kilitleri acan yegane sey budur.

June 19, 2008

Her gunu yeniden yaratmak

Sabahlari hevesle uyanmak ne guzel bir sey! Hayata hevesle sarilmak, daha gozlerini actigin ilk andan itibaren.

Her gun uyandiginda "hep ayni gune" baslayan adamin hikayesini, Amerikan filmlerini yakindan takip edenler animsarlar sanirim. Adamin, gune yeniden yeniden baslayabilmesi, ruh halindeki umutsuzluk-depresyon-eglence-umut gecisleri beni cok etkilemisti. Monoton, basi sonu belli daracik hayatin icinde bile kendisi icin yarattigi bimbir cesit acilim (hayata baglanmak icin kendi kendine oynadigi oyunlarla), ayni baslayan gunu bambaska sonlarla bitirebilecegini ogretiyor ona. Bana kaderimizi belirlemekte kendi payimizi animsatiyor biraz da.

Adi bu, film iste. Yinede insan zihninden cikan bu urunun tasidigi mesaji onemsiyorum: Hayati hersabah yeniden yaratabilmeyi...

Pozitif ve umutlu olmak icin sebepler bir yerlerde gizlenmis bizim farkindaligimizi bekliyor. Hayati her sabah o hislerle yeniden yeniden sarj etmek zorundayiz, gecenin karanliginda uykuya dalarken yok olacaklarini bile bile...

Hayat ne kadar kisa...Saglikli olarak yasadigimiz gunler tarih olmadan, yarin uyanacak bir sabahimizin olmasi bile gunun ilk isiklari ile sarj olmaya yetebilse keske.

Ben hayata dort elle sarilmak ve bana verilen bu canin hakkini daha guzel vermek istiyorum.



June 1, 2008

Zamanin durdugu anlar


Insan karsilastigi zorluklardan kurtuldugunda, zaman sanki duruyor ve "ben simdi bunlari ne diye yasadim?" diye, uzayda asili kalmis gibi, yasadiklarini zihnin en bos oldugu anda, algi suzgecinden hizla gecirmek istiyor. "Hadi artik dusunme bunlari tamam bitti" diyenleri duymamazliga gelerek, "gercegi gormek" icin kisa bir geriye donus yolculuguna cikmak bana cok normal geliyor. Tabi gittigin yerden en kisa surede geri donmek sarti ile...

---

Kendi potansiyelini bilmek durumunda insan. Yani "yapabilirim" e inandiginda o seyi yapabilecegini bilmeli. Iste bu potansiyelin farkina vardiginda gercek donusum basliyor. O zaman istekler, yildiz kaydi dilek diledim kategorisinden cikip, tum evrene acikladigin cok ciddi beyanatlar oluyor. Ciddi diyorum, cunku diledigin ve istedigin seyleri sana veren bir mekanizma karsisinda ciddiye alinmaman soz konusu olamaz. Niyet, dilek, arzu, hirs, hayal ne ad koyarsam koyayim, bir amac ve hedef belirlendigi anda zihin enerjiyi o yone coktan yonlendirmis, evrene beyanatini coktan vermis oluyor. Zaman bir an duruyor ve gerceklik isteklerine gore kivriliyor...

May 21, 2008

Pozitif Dusunmeyi Dusunmek

Dusunmeyi dusunmek ilk anda cok anlamsiz gelebilir. Ama ise yariyor...Anlatmaya calisayim...

Duydugumuz, okudugumuz seyleri bir anda hemen hayata gecirmek o kadar da kolay olabilen bir sey degil. Kavrama boyutundan eylemlere gecis asamasina kadar herkesin gecirdigi sure cok farkli. Ben de bu sure degisiyor. Kavradigimi sandigim bilgiyi bir kez uyguladiktan sonra unutma egiliminde oldugum icin, eger cabuk harekete gecmissem sonrasinda uzun sureli bir durma haline geciyorum. Su an deneyimledigim gibi.

Sanirim insan etrafinda pozitif dusunebilen kisileri daha cok gormek, onlarin yasantilarina bizzat sahit olmak istiyor: Onlarin soludugu havayi solumak, gozlemlemek ve onlari taklit ederek eyleme gecebilmek en kolay ve zahmetsiz yol. Bu yuzden cocuklar icin buyuklerin rol modeli olusunu artik daha cok onemsiyorum. Yetiskinler icin bu cogu zaman yalniz oynanilan bir oyun oluyor. Hep hayiflanmisimdir kisinin yetiskin yasta kendisine ornek alabilecegi ne kadar az sayida kisi var diye. Onlar da cogu zaman hayatinin icinde bile olmuyor.

Ornekler etrafimda olmadigi zaman, benim bazi seyleri kendime ogretebilmek icin yapmaya calistigim sey pozitif dusunmek icin metodlar dusunmek...Bu da dusunmeyi dusunmek iste... Olaylar karsisinda spontene pozitif dusunebilmek ve eylemlere bu davranis seklini yansitabilmek gercekten zaman ve gayret isteyen bir sey.

May 18, 2008

POZITIF Dusunmek Istiyorum

Buraya daha once yazdiklarim bir deneme yayiniymis. Ne yazmak istedigime karar verememisim.

Kendini web dunyasinda samimi kilmak zor. Yani bir anda kendini, ya hic ait olmadigin buyulu bir dunyanin ucurum kiyisindan yada bir anda yazarak tasdikledigin uzuntu girdaplarina duserken bulmak hic de sasirtici degil.

Bana faydasi dokunsun istiyorum yazilanlarin. Bencilce degil...Hayir...Bana iyi gelen bir deneyimin icinden digerlerine de fayda saglayacak bir sey ciksin diye de...

Pozitif dusunce ogretilerini okuyup uygulamaya, evet ben de herkes gibi Secret kitabini okuyarak basladim. Yani denedim demek daha dogru. Bunun sayesinde istedigim bir seyi cagirabildim. Ancak o sey gerceklestikten sonra, karsi karsiya kaldigim negatiflikleri yenmekte ilk baslardaki kadar azimli davranmadim. Yani uygulamada tembellik ettim, sorunlarla bogustugum donemde.

"Enerjinin hayatimizdaki rolunu" okudukca, diger insanlarin deneyimlerini bizzat gozlerimle gordukce, kendime de uygulayabilecegimi dusundum.

Hayat zorluklari bazen tekrarlar seklinde karsima cikti. Bunlar yer, zaman, kisi bagimsiz yinelendi. Engellere karsi dusunce mekanizmam, pozitif dusunce ogretilerini okudukca ve degismem gerektigine bizzat BEN kendim karar verdigim zaman degismeye basladi. Acaba gereksiz ve anlamsiz bir olumluluk icinde miyim? Bu isin asli ne? sorulari da kafamin icinde es zamanli yankilanarak...

Bazen kisi kendinden bagimsiz, kendisinin neden olmadigi sorunlar yuzunden kendi ozunden uzaklasabiliyor. Simdi bu durumu soyle dusunmek istiyorum: Hayatta hersey normal giderken, zarlari sallayip, bir karar veriyorsun, bir iki adim ilerliyor sonra kaderin nereye surekleyecegini onceden bilmedigin bir etki-tepki reaktorune giriyorsun. Oraya nasil girdigini, ne zaman cikacagini bilmiyorsun. O andan itibaren dusundugun her negatif sey, reaktorde katlanip hizlanarak ve cogalarak sana geri geliyor ve bir degisime giriyorsun. Dogal bir durtu olarak, kosullari, ortami, kurallari anlama cabasindasin. Tek amacin ordan disari cikmak aslinda. Ama sikisip kaldigin icin sabirsizsin. Bu kontrolsuz harcadigin enerji amacini perdeliyor. Reaktor seni surekli degisime tabi tutuyor. Zihninin icini kontrol etmek istiyorsun ama daha onceki degisimlerden sonra yoksa kontrolunu mu kaybediyorsun? Korku ve suphe duydugun anda kendini sorgulamaya basliyorsun...Orda olmanin nedenini anlamak istiyorsun. Degisimin kacinilmazligini ve orda o durumda olmanin gercekligini kavrayarak, kendini iyi tutmanin yollarini bulmak istiyorsun.

Hayat bana sanki bu haraket ve bekleme odalari ile doluymus gibi geliyor. Kendimizi bu bekleme odalarina ceken nedenleri bizler yaratiyoruz. Kader aglarini belki boyle oruyor iste...

Peki beni tercihlerim nedeni ile bu odalara girmekten ali koyacak bir sey yoksa, bu hareket-durma eylemleri icerisinde dusunce gucumun rolu ne? Negatif dusundugum mudetce bana aynisini sunan bir mekanizma icinde, nasil ve ne sekilde dusunmeliyim ki bu mekanizma bir ceza aleti olmaktan ciksin, beni gelistirsin? Bunun cevabi insanin karsisina kolay cikmiyor. Kendini iyi hissettirecek seylere odaklanmak ilk adim olabilir. Sevdigin birisini dusunmek, gercek guzel bir hatirayi cagirmak, icinde olmak istedigin mekanlari zihninde yaratmak...Bulundugun kosullar yokmus ve hali hazirda cok mutlu bir ruh halindeymissin gibi sanmak...Kisa ve ara ara bunlar tekrarlanarak, negatiflikten uzaklasabildigini kisi kendisine ispat edebilir.

March 11, 2008

Daniel'in yazdigi fal

Daniel'in bu gun, sonbahar cocuklari icin yazdigi fali kayitlara gecirmek istedim:

"This energy can really re-energize your personal relationships... But at it's core, it's designed to wake up the passions that have been "sleeping" in your life... It's there to remind you that you don't have to "settle" for less than what is right & what what you want for yourself. So this energy challenges you to put more of your creativity & creative talents to use... It should be obvious that this energy is awesome for anything dealing with your love & personal romances."

March 9, 2008

Xcountry

Neredeyse 6 sene oldu, kayaklari ayagima takmayali. Turkiye'den ayrildiktan sonra Cross Country yaparim sevdasi ile her gittigim yerde bir arastirma safhasina girip, sonradan siradan bahanelerle hep erteledim. Belki ne Hollanda nede New Jersey kayak yapmaya Kanada kadar elverisli bir yer degildi. Hollanda'ya kar yagmaz genelde. Ama hemen dibindeki Almanya'da harika kayak merkezlerine gitmemek icin biliyorum iyi sebeplerim vardi: New Jersey'e gidip Onu gormeyi yeglemek gibi.
Bana, bundan daha fazla efor sarfettiren baska bir sey olamaz. Mis gibi dupduru kar havasindan cigerlerine cekerek durmadan ormanin icinde kosturmak icin deli olmak gerekmiyor. Gercekten kar yagiyor diye evlere tikilmaya hic gerek yok. Disarida bembeyaz karlarin icinde yapilabilecek daha iyi bir aktivite bilmiyorum.
Evimizin sicak ortamina girdigimde, yorulan bedenimin tatli sizlamasini ne cok ozledigimi hatirladim. Sicak bir cay ve bu yorgunluk...

Turkiye'de biraktigim o kayaklar, bu yaz annemleri ziyaret ettigimde mutlaka benimle birlikte Toronto'ya gelecekler...

February 2, 2008

Kocum be!

Bu gunlerde aklimda esip duran bir dusunce var. Pencereyi acik birakan, dusuncenin esip gelip aklimda dolanmasina vesile bir suru sey oldu ama...Bu yazinin hayat kokmasini istiyorum, o yuzden nedenleri nicinleri gecelim...

Bir insani anlamak bir meslek haline getirilebilecek bir is: kisinin karakteri, sonradan edindigi bir cok ozelligin nasil evrimlestigine bizzat kisa-orta-uzun vadede sahit olup, onu zaman zaman kendisinden kurtarip disardan bakmasini saglamak, ve tum bunlari karsindakinin psikolojik sorunlarina cozum bulmak amaci ile degilde aslinda "hayat koclugu" adina yapip, kendisine baska anlamda ayna tutmak gercekten bir is kolu olabilir. Bir insanin hayatina kesit kesit ortak olmak, o deneyimlerle insanin kendi bilinmeyenini kendine gostermek...Insanlari bir kaynak olarak gorup, kendi potansiyellerini anlamalarina yardimci olmak, uretkenligini yeryuzune cikarmak, yani cevherine inmek...

January 23, 2008

Firindan taze cikmis umutlar

Dik kafalilik etmeyi hep son ana birakirim. Once durumu anlamam gerekir, karsimdakini anlamam. Bu eskiden epey uzun sure alirdi, yani tastamam olcup bicmek. Hos kendime firsat da tanimazdim, yargilamayi kendime hak gormezdim, hep algi-sezgi boyutunda kalir, dusunce ovasina iz dusurmezdim. Bilmem birilerini yargilamayi hep Allah'a biraktim sanirim. Benim gorevim hissetmek, his denizinde bagula bata cika duzluge ulasmak gibi geldi. Boguldum boguldum sonunda dusuncenin gucunu artik kabul eder oldum. Gordugum yalnislari, his boyutundan dusunce boyutuna cok daha kisa zamanda getirir oldum: Yargilamak icin kendime izin verdim. Yalnistan uzak kalmanin, temkinli olmanin sinirini boyle kesfettim.

Yinede, bu hayatin bizler icin ne suprizler getirecegi mechul. Dusunceden hislere tastamam geri donus ya mecburi olursa? Buna engel olmak icin, bir emniyet sistemi kurdum kendimce. "What you feel is what you think" lafina giderek daha cok hak vermeye basladim...Ve denedim. Deneyimleyip yasadigim bir sey oldugu icin de artik, bu lafi ve dogrulugunu unutma olasiligini ortadan kaldirdim. O nedenle his dunyasinin hakimiyeti dusuncelerimin elinde bir suredir.

Dik kafalilik ettigim bir donem. Yanlis olandan uzak kalmaliyim. Aksayan tek sey su: Icten ve yurekten isteyebilecegim bir seye niyet edemiyorum bir turlu. Ofkeliyim. Beni "ben ne istiyorum" sorusunun gercek cevabini vermekten alikoyan herseye ofkeliyim.

Firindan her gun cikan taze umutlari niyetlere donusturecek dusunceler, yakalayamadan ucup gidiyor. Yakalamanin bir yolu olsa gerek...Ama ne?

January 17, 2008

Filtreler

Persembe aksami. Yorgunum. Hayat entresan, hem de cok enteresan su aralar.

Yasamimi tekrar gozden gecirdigim, filtreledigim anlar pek coktur benim. Bu filitrelemeden suzulup akip giden, geride kalmis, artik arayip sormadigim arkadasliklar, is ortamlari, gorgusuzler, korkaklar, vicdansizlar, umarsizlar olmus. Onlar tokezledi mi hic bu vazgecislerimden dolayi bilmem, ama tum samimiyetsizliklere ragmen, yola devam etmek suresiz kontratimiz bu hayata karsi. Yuruyup gittigimiz hicbirsey gercek kayip degil.

Gonlumun derinleriklerinde, bu gunlerde surekli hatirlamak zorunda kaldigim gecmisin sayfalari var: yuruyup gittigim seylerden ogrenmemissen bir sey, hayat yeniden onune cikariyor. Yapana kadar ogretmen yeniden yeniden eve odev veriyor. Pes...Bu sefer odevimi, duygusal sebeplere takilmadan, zihnimin ve mantigimin isiginda tikir tikir yapiyorum. Karsiliginda, evrenin sahibine geregini yaptigimi gosterebilmissem eger, baska bir sey beklemiyorum. Geri kalaninda benim gorevim sabirla ve gayretle "integrity"i korumak.

Bu kadar hatirlama yeter...

Su andan itibaren, hayatima girmis butun iyi seyler icin sukur ediyorum. Gerisini dusunmuyorum. Dusunmek istemediklerimi davet etmemek icin.

Gercek "mental power" yada "the secret" bu iste. Ben iyi ve dogru olanin yanindayim.

January 12, 2008

Cumartesi aksami

Cok hos bir sarabin son kadehi: hayattaki tum dertler bir adim geride su an. Ring Bolt-Cabarnet Sauvignon 2005, Margeret River. Tavsiye ederim cikolata ile harika gidiyor.

Tipik bir cumartesi aksami, sinemada dogru duzgun bir sey yok, gidip film kiraladik. Su anda Super Bad'i seyrediyoruz. Ben de bir taraftan yaziyorum.

Hayatta bile isteye haksizlik yapmanin cezasi cok buyuk, bunu biliyor musun? Bu ceza, ama hemen ama gecikmeli olarak insani buluyor. Insan kendisini hakli bulsa ve yuzlerce sebep uretse bile kotuluk icin, bu evrenin bir calisma prensibi var; iyiler oyle yada boyle, kisa yada uzun vadede kazaniyor. Buna yurekten inaniyorum. Yapilan bilincli her turlu kotulugun cezasi, bir yerde, bir zaman diliminde baska sebepler bahane gosterilerek odetiliyor. En kotusu, sagligi aliyor elinden...

Yasadigim su donemde, insanlarin cogu aslinda yalnizligin uzerine yapismis kotu kokusundan biraz olsun kurtulamaya calisirken, kendilerini hic de hak etmedikleri sacmaliklarin icinde buluveriyorlar. Yalnizligin derin sularinda yanlisliklara bulaniyor insan. Bunlara hep teget gectim. Gordum, yalnizligi yasadim ama sacmaliklara teget gectim. Guzel ve iyi olan seyleri hep duslemeli ve kendisi ile ozdeslestirmeli insan. Yoksa hak etmedigi turlu deliliklerin sularina cekiliveriyor.

Gonlunu guzel , saglam ve dost dogru tut arkadas.

January 4, 2008

Gecmiste, kucuk seylerden mutlu olmayi becerebilmis ve ne olursa olsun kafamin icindeki mutlulugu hicbir hain olayin rehin alamamis olmasini dilerdim. Sanirim gecmise dair tek keskem bu. Ama, zaman icinde bunu ogrenmis olmaktan da son derece mutluyum. O nedenle sukurediyorum.

Baskalarinin ne dusundugu, kafalarinda seninle ilgili dusunceleri sadece sanal bir gerceklikten ibaret. Taki kisi kendi elleri ile mutlulugunu ve zihinsel stabilitesini teslim edene kadar; bu noktadan sonra onlarin dusunceleri asil gerceklik oluveriyor. Buna set cekebilmenin sistematik bir suru yolu var, bunlari sonradan da ogrenibiliyor insan. Butun bunlari ozetleyen iki anahtar kelime: "Will Power" ve "Mental Power". Ikisine de sahip cikmak bizim gorevimiz.

Cok hosuma giden bir laf okudum bu gun:
"That is precisely the issue: whether anyone who gets close to you is on their own side. The ones who are, you can work with; the ones who are not you must consider dangerous". Inaniyorumki, kendi taraflarinda olanlar, bu iki guce iclerinde ne olursa olsun sahip cikanlar.

Sukurler olsun bu dunyada oyle bir zamanda yasiyorumki, internet denen bilgi deryasinda hic tanimadigim insanlarin hataya dair yazilarini okuyabiliyor, onlarin tecrubelerinden fayadalanabiliyorum. Bu cagda yasamanin en buyuk avantaji, hatta luksu bu.

December 31, 2007

Sisedeki Mesaj 1
Fikir yazisi fakiriyiz. Beyin gidiklayici, okudukca ozgurlestigini, ve uzaya kanat acip yukari cekildigini hissettiren dusunce yazilari nedense hic karsima cikmiyor. Belki internet bunun icin yeterli degil. Belki boylesi bir sey yok. Belki ben olmayan bir seyi ozluyor ve bekliyorum. Bilemiyorum.

Bu hayatta iyi seyler, az oldugu icin mi bulunmasi bu kadar zor ve zahmetli? Buram buram gerceklik kokmasada, iceriginde hayata dair en kucuk bir realite kirintisi olmasi bile yeterli olabiliyor bir yaziyi okuyup tuketmeme. Gidaya ihtiyacim var. Bu aclik derin ve giderek buyuyen bir bosluga donusuyor: Sanki gozumle gorebilecegim maddelesen bir sey haline geldi gelecek.

{....Gelecege dair yazilar yazan kimse yok mu? Etrafimizda futurist insanlar olsun...Gelecegin nasil ve ne sekilde bicimlenecegini konusabilecegimiz, hayati cok da fazla ciddiye almayan ama dusuncelerini ciddiyetle ortaya koyabilen cesur, sade ve saygili insanlar. Onlari kisisel olarak tanima luksu bir kenara, sadece yazilarini okumak, dusuncelerine ortak olmak bile cok harika olurdu su an...}

Gundelik telaselerimizin icerisinde, biraz idalist kurgular kurma, biraz sanatsal bakma, biraz muhalefet kalma, biraz orjinal olma gayeleri de olsa. Bunlarin da alicilari ciksa ciksa ki beyin gidiklayici dusunce urunleri her an her yerde olsa, gazetelerde yer bulabilse, evlerimize girebilse. Biz de okudukca sasirsak. Sasirsak ve desek ki bunun ustune dusunmek gerek. Yada gavurun dedigi gibi "Let me sleep on it".

Uzun suredir var bu aclik bende. Insan etrafinda bulamadigi zaman kendisi mi uretmeli? Hayat bana bunu mu demek istiyor? Bu guc icimde var mi?

Hani bir gun, anahtar kelime ile internette fikir yazilari arayanlar olur da benim bu yazimi okur. Denize sise icinde mesaj attim diyelim. Ne yapmak gerek diye soruyorum onlara? Kimbilir bir zaman gelir, fikir tartismalari, sayili kisilerin belleklerinden, belki su engin internet okyanusuna tasinip seffaflasabilir. O zaman gelismek icin belki daha cok sansimiz olur.

October 13, 2007

Bir kac gundur yeniden kesfettigim Blog dunyasi, tahmin ettigimden cok daha fazla etkiledi beni. Bu gunlerde, kayigima atlamis yeni yerler kesfediyorum bu dunyada...

2005'de actigim DAGLARKIZI sayfasina, nihayet iki sene sonra bir seyler yazdim (turkce karakterleri yoksuluyum, tedariklenecegim). Yazdim ama illaki kendimi anlatacagim bir blogum olsun isteginden degil. Yaratma hevesim icin yeni bir oyuncak buldum diye sevindim diyelim...