May 18, 2008

POZITIF Dusunmek Istiyorum

Buraya daha once yazdiklarim bir deneme yayiniymis. Ne yazmak istedigime karar verememisim.

Kendini web dunyasinda samimi kilmak zor. Yani bir anda kendini, ya hic ait olmadigin buyulu bir dunyanin ucurum kiyisindan yada bir anda yazarak tasdikledigin uzuntu girdaplarina duserken bulmak hic de sasirtici degil.

Bana faydasi dokunsun istiyorum yazilanlarin. Bencilce degil...Hayir...Bana iyi gelen bir deneyimin icinden digerlerine de fayda saglayacak bir sey ciksin diye de...

Pozitif dusunce ogretilerini okuyup uygulamaya, evet ben de herkes gibi Secret kitabini okuyarak basladim. Yani denedim demek daha dogru. Bunun sayesinde istedigim bir seyi cagirabildim. Ancak o sey gerceklestikten sonra, karsi karsiya kaldigim negatiflikleri yenmekte ilk baslardaki kadar azimli davranmadim. Yani uygulamada tembellik ettim, sorunlarla bogustugum donemde.

"Enerjinin hayatimizdaki rolunu" okudukca, diger insanlarin deneyimlerini bizzat gozlerimle gordukce, kendime de uygulayabilecegimi dusundum.

Hayat zorluklari bazen tekrarlar seklinde karsima cikti. Bunlar yer, zaman, kisi bagimsiz yinelendi. Engellere karsi dusunce mekanizmam, pozitif dusunce ogretilerini okudukca ve degismem gerektigine bizzat BEN kendim karar verdigim zaman degismeye basladi. Acaba gereksiz ve anlamsiz bir olumluluk icinde miyim? Bu isin asli ne? sorulari da kafamin icinde es zamanli yankilanarak...

Bazen kisi kendinden bagimsiz, kendisinin neden olmadigi sorunlar yuzunden kendi ozunden uzaklasabiliyor. Simdi bu durumu soyle dusunmek istiyorum: Hayatta hersey normal giderken, zarlari sallayip, bir karar veriyorsun, bir iki adim ilerliyor sonra kaderin nereye surekleyecegini onceden bilmedigin bir etki-tepki reaktorune giriyorsun. Oraya nasil girdigini, ne zaman cikacagini bilmiyorsun. O andan itibaren dusundugun her negatif sey, reaktorde katlanip hizlanarak ve cogalarak sana geri geliyor ve bir degisime giriyorsun. Dogal bir durtu olarak, kosullari, ortami, kurallari anlama cabasindasin. Tek amacin ordan disari cikmak aslinda. Ama sikisip kaldigin icin sabirsizsin. Bu kontrolsuz harcadigin enerji amacini perdeliyor. Reaktor seni surekli degisime tabi tutuyor. Zihninin icini kontrol etmek istiyorsun ama daha onceki degisimlerden sonra yoksa kontrolunu mu kaybediyorsun? Korku ve suphe duydugun anda kendini sorgulamaya basliyorsun...Orda olmanin nedenini anlamak istiyorsun. Degisimin kacinilmazligini ve orda o durumda olmanin gercekligini kavrayarak, kendini iyi tutmanin yollarini bulmak istiyorsun.

Hayat bana sanki bu haraket ve bekleme odalari ile doluymus gibi geliyor. Kendimizi bu bekleme odalarina ceken nedenleri bizler yaratiyoruz. Kader aglarini belki boyle oruyor iste...

Peki beni tercihlerim nedeni ile bu odalara girmekten ali koyacak bir sey yoksa, bu hareket-durma eylemleri icerisinde dusunce gucumun rolu ne? Negatif dusundugum mudetce bana aynisini sunan bir mekanizma icinde, nasil ve ne sekilde dusunmeliyim ki bu mekanizma bir ceza aleti olmaktan ciksin, beni gelistirsin? Bunun cevabi insanin karsisina kolay cikmiyor. Kendini iyi hissettirecek seylere odaklanmak ilk adim olabilir. Sevdigin birisini dusunmek, gercek guzel bir hatirayi cagirmak, icinde olmak istedigin mekanlari zihninde yaratmak...Bulundugun kosullar yokmus ve hali hazirda cok mutlu bir ruh halindeymissin gibi sanmak...Kisa ve ara ara bunlar tekrarlanarak, negatiflikten uzaklasabildigini kisi kendisine ispat edebilir.

4 comments:

E. Ali said...

Değişik bir açıdan bir yorum:
Bence kişi kendisini negatif düşünceden her şeyiyle soyutlamamalı. Bazen o negatif düşüncelerimizin varlığı pozitif düşünceleri davet eder, çeker.
Elektrikle ilgili meselelerde farklı kutupların birbirini çektiği gibi.
Örneğin ben bir insana öfke duyarsam peşinden daha güçlü bir merhamete kapılabiliyorum. Sonra bütün bunları dengelemeye çalışıyorum. Vicdanımızın sesine iyice kulak vermemizin eşliğinde bilgimizi, aklımızı, mantığımızı kullanarak her şeyi dengelemeye çalışırsak daha iyi ederiz fikrindeyim.

Yazınızı büyük bir ilgiyle okudum. Çok da anlaşılır ve akıcı yazmışsınız. Bu güzel yazı için teşekkür ederim.

DAGLARKIZI said...

Ilginize tesekkurler. Kendi deneyiminizinden kisa da olsa bahsetmissiniz, bu cok onemli. Sanirim enerjinin calisma prensibi fizik kanunlari dahilinde hep ayni ama kisinin onu yasantisina uygulayisi pek cok farklilik gosteriyor.
Bu gibi yazilari takip etmeye devam edelim...

E. Ali said...

Cevabınız için teşekkür ederim. Unutmadan cevabınızın ışığında kafamda uyananları yazmaya çalışayım:
İnsan kendisini bilinçaltının otomatik hakimiyetine kaptırmayıp elinden geldiğince şuurlulukla, kendisini gözlemleyerek hareket etmeli. Belki herkes kendisine göre çeşitli metotlar uygulayabilir ama en başta farkındalık önemli. O yoksa bütün bilgiler boşa gider. Örneğin dürüstlükten bahsederken çoğu olayların karşısında herkesin yaptığını yapana çok rastlamışımdır. Kendim de bunlardan biriyim ne yazık ki.
Herneyse, ama son zamanlarda her şeyi kontrol altına almaya çalışıyorum. Her zaman başarılı olmasam da zikzaklar çizerek zamanla daha iyi olabileceğimdir.
Bu tür yazıları takip etmeye çalışıyorum. Yeter ki yazanlar teknik bilgi gibi değil kendilerini, yaşadıklarını da katarak yazsın. Böylesi çok daha etkileyici oluyor bana göre.
Teşekkür ederim. Google Reader ile yazılarınızı takibe aldım.

DAGLARKIZI said...

Evet bilincalti bir bilinmez girdap. Yinede beklenmeyen davranislar gostersek bile, "suurlu" davranmak kavrami bosuna konusmalirimiza yerlesmemis. Yani pozitif bir sonuca odaklanirsan, bilincaltin yada gecmis yuklerin biraz o yone egilim gosterip amacina gore hizmet ediyor. Yinede karsindaki insan negatif ve yipratici oldugunda malesef tepkiler anlik duyulan hislere gore oluyor. Insan kendi uzerindeki otokontrolunu yasla ve deneyimle pekistiriyor. Benim bu konuda soyleyebilecegim tek sey "biraz zaman"...