March 11, 2008

Daniel'in yazdigi fal

Daniel'in bu gun, sonbahar cocuklari icin yazdigi fali kayitlara gecirmek istedim:

"This energy can really re-energize your personal relationships... But at it's core, it's designed to wake up the passions that have been "sleeping" in your life... It's there to remind you that you don't have to "settle" for less than what is right & what what you want for yourself. So this energy challenges you to put more of your creativity & creative talents to use... It should be obvious that this energy is awesome for anything dealing with your love & personal romances."

March 9, 2008

Xcountry

Neredeyse 6 sene oldu, kayaklari ayagima takmayali. Turkiye'den ayrildiktan sonra Cross Country yaparim sevdasi ile her gittigim yerde bir arastirma safhasina girip, sonradan siradan bahanelerle hep erteledim. Belki ne Hollanda nede New Jersey kayak yapmaya Kanada kadar elverisli bir yer degildi. Hollanda'ya kar yagmaz genelde. Ama hemen dibindeki Almanya'da harika kayak merkezlerine gitmemek icin biliyorum iyi sebeplerim vardi: New Jersey'e gidip Onu gormeyi yeglemek gibi.
Bana, bundan daha fazla efor sarfettiren baska bir sey olamaz. Mis gibi dupduru kar havasindan cigerlerine cekerek durmadan ormanin icinde kosturmak icin deli olmak gerekmiyor. Gercekten kar yagiyor diye evlere tikilmaya hic gerek yok. Disarida bembeyaz karlarin icinde yapilabilecek daha iyi bir aktivite bilmiyorum.
Evimizin sicak ortamina girdigimde, yorulan bedenimin tatli sizlamasini ne cok ozledigimi hatirladim. Sicak bir cay ve bu yorgunluk...

Turkiye'de biraktigim o kayaklar, bu yaz annemleri ziyaret ettigimde mutlaka benimle birlikte Toronto'ya gelecekler...

February 2, 2008

Kocum be!

Bu gunlerde aklimda esip duran bir dusunce var. Pencereyi acik birakan, dusuncenin esip gelip aklimda dolanmasina vesile bir suru sey oldu ama...Bu yazinin hayat kokmasini istiyorum, o yuzden nedenleri nicinleri gecelim...

Bir insani anlamak bir meslek haline getirilebilecek bir is: kisinin karakteri, sonradan edindigi bir cok ozelligin nasil evrimlestigine bizzat kisa-orta-uzun vadede sahit olup, onu zaman zaman kendisinden kurtarip disardan bakmasini saglamak, ve tum bunlari karsindakinin psikolojik sorunlarina cozum bulmak amaci ile degilde aslinda "hayat koclugu" adina yapip, kendisine baska anlamda ayna tutmak gercekten bir is kolu olabilir. Bir insanin hayatina kesit kesit ortak olmak, o deneyimlerle insanin kendi bilinmeyenini kendine gostermek...Insanlari bir kaynak olarak gorup, kendi potansiyellerini anlamalarina yardimci olmak, uretkenligini yeryuzune cikarmak, yani cevherine inmek...

January 23, 2008

Firindan taze cikmis umutlar

Dik kafalilik etmeyi hep son ana birakirim. Once durumu anlamam gerekir, karsimdakini anlamam. Bu eskiden epey uzun sure alirdi, yani tastamam olcup bicmek. Hos kendime firsat da tanimazdim, yargilamayi kendime hak gormezdim, hep algi-sezgi boyutunda kalir, dusunce ovasina iz dusurmezdim. Bilmem birilerini yargilamayi hep Allah'a biraktim sanirim. Benim gorevim hissetmek, his denizinde bagula bata cika duzluge ulasmak gibi geldi. Boguldum boguldum sonunda dusuncenin gucunu artik kabul eder oldum. Gordugum yalnislari, his boyutundan dusunce boyutuna cok daha kisa zamanda getirir oldum: Yargilamak icin kendime izin verdim. Yalnistan uzak kalmanin, temkinli olmanin sinirini boyle kesfettim.

Yinede, bu hayatin bizler icin ne suprizler getirecegi mechul. Dusunceden hislere tastamam geri donus ya mecburi olursa? Buna engel olmak icin, bir emniyet sistemi kurdum kendimce. "What you feel is what you think" lafina giderek daha cok hak vermeye basladim...Ve denedim. Deneyimleyip yasadigim bir sey oldugu icin de artik, bu lafi ve dogrulugunu unutma olasiligini ortadan kaldirdim. O nedenle his dunyasinin hakimiyeti dusuncelerimin elinde bir suredir.

Dik kafalilik ettigim bir donem. Yanlis olandan uzak kalmaliyim. Aksayan tek sey su: Icten ve yurekten isteyebilecegim bir seye niyet edemiyorum bir turlu. Ofkeliyim. Beni "ben ne istiyorum" sorusunun gercek cevabini vermekten alikoyan herseye ofkeliyim.

Firindan her gun cikan taze umutlari niyetlere donusturecek dusunceler, yakalayamadan ucup gidiyor. Yakalamanin bir yolu olsa gerek...Ama ne?

January 17, 2008

Filtreler

Persembe aksami. Yorgunum. Hayat entresan, hem de cok enteresan su aralar.

Yasamimi tekrar gozden gecirdigim, filtreledigim anlar pek coktur benim. Bu filitrelemeden suzulup akip giden, geride kalmis, artik arayip sormadigim arkadasliklar, is ortamlari, gorgusuzler, korkaklar, vicdansizlar, umarsizlar olmus. Onlar tokezledi mi hic bu vazgecislerimden dolayi bilmem, ama tum samimiyetsizliklere ragmen, yola devam etmek suresiz kontratimiz bu hayata karsi. Yuruyup gittigimiz hicbirsey gercek kayip degil.

Gonlumun derinleriklerinde, bu gunlerde surekli hatirlamak zorunda kaldigim gecmisin sayfalari var: yuruyup gittigim seylerden ogrenmemissen bir sey, hayat yeniden onune cikariyor. Yapana kadar ogretmen yeniden yeniden eve odev veriyor. Pes...Bu sefer odevimi, duygusal sebeplere takilmadan, zihnimin ve mantigimin isiginda tikir tikir yapiyorum. Karsiliginda, evrenin sahibine geregini yaptigimi gosterebilmissem eger, baska bir sey beklemiyorum. Geri kalaninda benim gorevim sabirla ve gayretle "integrity"i korumak.

Bu kadar hatirlama yeter...

Su andan itibaren, hayatima girmis butun iyi seyler icin sukur ediyorum. Gerisini dusunmuyorum. Dusunmek istemediklerimi davet etmemek icin.

Gercek "mental power" yada "the secret" bu iste. Ben iyi ve dogru olanin yanindayim.

January 12, 2008

Cumartesi aksami

Cok hos bir sarabin son kadehi: hayattaki tum dertler bir adim geride su an. Ring Bolt-Cabarnet Sauvignon 2005, Margeret River. Tavsiye ederim cikolata ile harika gidiyor.

Tipik bir cumartesi aksami, sinemada dogru duzgun bir sey yok, gidip film kiraladik. Su anda Super Bad'i seyrediyoruz. Ben de bir taraftan yaziyorum.

Hayatta bile isteye haksizlik yapmanin cezasi cok buyuk, bunu biliyor musun? Bu ceza, ama hemen ama gecikmeli olarak insani buluyor. Insan kendisini hakli bulsa ve yuzlerce sebep uretse bile kotuluk icin, bu evrenin bir calisma prensibi var; iyiler oyle yada boyle, kisa yada uzun vadede kazaniyor. Buna yurekten inaniyorum. Yapilan bilincli her turlu kotulugun cezasi, bir yerde, bir zaman diliminde baska sebepler bahane gosterilerek odetiliyor. En kotusu, sagligi aliyor elinden...

Yasadigim su donemde, insanlarin cogu aslinda yalnizligin uzerine yapismis kotu kokusundan biraz olsun kurtulamaya calisirken, kendilerini hic de hak etmedikleri sacmaliklarin icinde buluveriyorlar. Yalnizligin derin sularinda yanlisliklara bulaniyor insan. Bunlara hep teget gectim. Gordum, yalnizligi yasadim ama sacmaliklara teget gectim. Guzel ve iyi olan seyleri hep duslemeli ve kendisi ile ozdeslestirmeli insan. Yoksa hak etmedigi turlu deliliklerin sularina cekiliveriyor.

Gonlunu guzel , saglam ve dost dogru tut arkadas.

January 4, 2008

Gecmiste, kucuk seylerden mutlu olmayi becerebilmis ve ne olursa olsun kafamin icindeki mutlulugu hicbir hain olayin rehin alamamis olmasini dilerdim. Sanirim gecmise dair tek keskem bu. Ama, zaman icinde bunu ogrenmis olmaktan da son derece mutluyum. O nedenle sukurediyorum.

Baskalarinin ne dusundugu, kafalarinda seninle ilgili dusunceleri sadece sanal bir gerceklikten ibaret. Taki kisi kendi elleri ile mutlulugunu ve zihinsel stabilitesini teslim edene kadar; bu noktadan sonra onlarin dusunceleri asil gerceklik oluveriyor. Buna set cekebilmenin sistematik bir suru yolu var, bunlari sonradan da ogrenibiliyor insan. Butun bunlari ozetleyen iki anahtar kelime: "Will Power" ve "Mental Power". Ikisine de sahip cikmak bizim gorevimiz.

Cok hosuma giden bir laf okudum bu gun:
"That is precisely the issue: whether anyone who gets close to you is on their own side. The ones who are, you can work with; the ones who are not you must consider dangerous". Inaniyorumki, kendi taraflarinda olanlar, bu iki guce iclerinde ne olursa olsun sahip cikanlar.

Sukurler olsun bu dunyada oyle bir zamanda yasiyorumki, internet denen bilgi deryasinda hic tanimadigim insanlarin hataya dair yazilarini okuyabiliyor, onlarin tecrubelerinden fayadalanabiliyorum. Bu cagda yasamanin en buyuk avantaji, hatta luksu bu.

December 31, 2007

Sisedeki Mesaj 1
Fikir yazisi fakiriyiz. Beyin gidiklayici, okudukca ozgurlestigini, ve uzaya kanat acip yukari cekildigini hissettiren dusunce yazilari nedense hic karsima cikmiyor. Belki internet bunun icin yeterli degil. Belki boylesi bir sey yok. Belki ben olmayan bir seyi ozluyor ve bekliyorum. Bilemiyorum.

Bu hayatta iyi seyler, az oldugu icin mi bulunmasi bu kadar zor ve zahmetli? Buram buram gerceklik kokmasada, iceriginde hayata dair en kucuk bir realite kirintisi olmasi bile yeterli olabiliyor bir yaziyi okuyup tuketmeme. Gidaya ihtiyacim var. Bu aclik derin ve giderek buyuyen bir bosluga donusuyor: Sanki gozumle gorebilecegim maddelesen bir sey haline geldi gelecek.

{....Gelecege dair yazilar yazan kimse yok mu? Etrafimizda futurist insanlar olsun...Gelecegin nasil ve ne sekilde bicimlenecegini konusabilecegimiz, hayati cok da fazla ciddiye almayan ama dusuncelerini ciddiyetle ortaya koyabilen cesur, sade ve saygili insanlar. Onlari kisisel olarak tanima luksu bir kenara, sadece yazilarini okumak, dusuncelerine ortak olmak bile cok harika olurdu su an...}

Gundelik telaselerimizin icerisinde, biraz idalist kurgular kurma, biraz sanatsal bakma, biraz muhalefet kalma, biraz orjinal olma gayeleri de olsa. Bunlarin da alicilari ciksa ciksa ki beyin gidiklayici dusunce urunleri her an her yerde olsa, gazetelerde yer bulabilse, evlerimize girebilse. Biz de okudukca sasirsak. Sasirsak ve desek ki bunun ustune dusunmek gerek. Yada gavurun dedigi gibi "Let me sleep on it".

Uzun suredir var bu aclik bende. Insan etrafinda bulamadigi zaman kendisi mi uretmeli? Hayat bana bunu mu demek istiyor? Bu guc icimde var mi?

Hani bir gun, anahtar kelime ile internette fikir yazilari arayanlar olur da benim bu yazimi okur. Denize sise icinde mesaj attim diyelim. Ne yapmak gerek diye soruyorum onlara? Kimbilir bir zaman gelir, fikir tartismalari, sayili kisilerin belleklerinden, belki su engin internet okyanusuna tasinip seffaflasabilir. O zaman gelismek icin belki daha cok sansimiz olur.

October 13, 2007

Bir kac gundur yeniden kesfettigim Blog dunyasi, tahmin ettigimden cok daha fazla etkiledi beni. Bu gunlerde, kayigima atlamis yeni yerler kesfediyorum bu dunyada...

2005'de actigim DAGLARKIZI sayfasina, nihayet iki sene sonra bir seyler yazdim (turkce karakterleri yoksuluyum, tedariklenecegim). Yazdim ama illaki kendimi anlatacagim bir blogum olsun isteginden degil. Yaratma hevesim icin yeni bir oyuncak buldum diye sevindim diyelim...